Sevgili Bakanımız

Jan 04

Sevgili İçişleri Bakanımız, ne diyorsak tersinden anlayınız!

26 Aralık 2011 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, asla unutulmaması gereken bir hukuk, siyaset ve insanlık dersine imza atmıştır. Aşağıda imzası bulunan biz sanatçılar, kendisinin başımızdan eksik olmaması için duacıyız. Kendisi, devlet adamlığı ciddiyetiyle konuyu biraz üstü kapalı ele almış, bizlere daha açık konuşma cesaretini vermiştir. 

“Terörün arkadan dolanarak arka bahçede yürüttüğü faaliyetler ki arka bahçe İstanbul’dur, İzmir’dir, Bursa’dır, Viyana’dır, Almanya’dır, Londra’dır, her neyse, üniversitede kürsüdür, dernektir, sivil toplum kuruluşudur.” diyor Sayın Şahin. Bu arka bahçelerden üniversite, dernek ve sivil toplum kuruluşlarının derhal kapatılması, bahsi geçen İstanbul, İzmir ve Bursa gibi kentlerde sıkıyönetim ilan edilmesi ve Avusturya, Almanya, İngiltere ile ilişkilerin en alt seviyeye indirilmesi şarttır. Siyasi irade bunları yaptığında bizlerin koşulsuz desteğini yanında bulacaktır.

Yine aynı beyanatında Sayın Bakan “Devlet namustur, devlet özgürlüktür, eğitimdir, sağlıktır, devlet hayatın ta kendisidir.” derken de çekingen davranmıştır. Devlet bunların hepsi ama şüphesiz ki çok daha fazlasıdır. Bizler devletimiz için varız. Her şey, devlet için vardır. Meclisin duvarındaki yazının da ivedilikle “Hakimiyet kayıtsız şartsız devletindir” ibaresiyle değiştirilmesini istemek hakkımızdır. Hayatta en önemli şey devlettir. Devlet, her şeydir. Yaşasın devlet.

Yalnız bakanımızın “Domuz etinden Zerdüştlüğe kadar, bilmem hangi ulustan, kardeşlikten, çok özür dilerim eşcinselliğe kadar, her türlü namussuzluğun, ahlaksızlığın, gayriinsani durumun olduğu bir ortam” diyerek bizleri hayal kırıklığına uğrattığının altını çizmek isteriz. Şüphesiz ki ahlaksızlık, namussuzluk çok geniş alanlardır ve müzikten sinemaya,edebiyattan plastik sanatlara, eşek etinden ateizme kadar uzanan yelpazedeki tüm farklılıklar, aykırı fikirler, sözümona “yaratıcı” faaliyetler de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Örneğin rock şeytanın müziği, resim haram, dans ve heykel müstehcendir, hepsi külliyen yasaklanmalıdır. Karikatür çizmeninse cezası müebbetten az olmamalıdır.

Son olarak Sayın Şahin, terörün arka planına dair unutulmaz söylevinde, şarkı kisvesi altındaki terör ve şarkıcı kisvesi altındaki teröristten de dem vurarak, “Yerine göre sadece şarkı söylüyor ama üç şarkının arasında bir tane de seyirciye bir şeyler söylerken arada bir güzel cümle sarfediveriyor. Ne alırsan al, ne anlarsan anla. Sanat icra ediliyor sahnede. Ne yapacaksın, sanata karşı değiliz ama işte bunları bir cerrah hassasiyetiyle ayırt etmek durumundayız.” diyerek hainlere, düşmanlara ve kötülere büyük bir koz vermiştir. Sayın Bakan belli ki bir mahalle baskısı mağduru olarak sanata karşı olmadığını ifade etmek zorunda bırakılmıştır. Kendisinden sanatçılar olarak beklentimiz, bir ifade ve temsil biçimi olarak sanata karşı olduğunu açıklamasıdır. Çünkü büyük bir üzüntüyle ifade etmek isteriz ki şu anda bu ülkede yaşayan sanatçıların önemli bölümü Sayın Şahin’in değerini teslim etmek erdeminden yoksun kayıp ruhlardır ve bunlara karşı olmak gerekir, maazallah siyasi rakiplerin yapamadığını bunlar bir gün yapıverirler. İnsanı tefe koyup oynatır ve bunlar, şeytana pabucunu ters giydirirler.

Sayın Şahin,

Sözlerinizin arkasında durun ve sanatı topyekün terör kapsamına alarak yasaklayın, ya da şunu yapın: Bu cümle hariç bütün metni tersten okuyun ve derhal özür dileyerek o koltuğu bırakın, çünkü bu toplumun tüm iç güvenlik mekanizmasının tepesinde oturan şahsınızın ilgili beyanları; demokratik, laik, sosyal hukuk devleti tanımını dolayısıyla Anayasa’yı hiçe saymasının yanında, sizin aksinize dünyanın her yerinde geçerli işler üretme kapasitesine sahip sanatçılara, ülkede din özgürlüğü olduğunu düşünmeleri doğal olan Zerdüştlere ve zaten gündelik faşizm tarafından sürekli taciz edilen eşcinsellere hakaret niteliği taşımakta, sizden farklı düşünen herkese korku salmakta ve onları terörize etmektedir.

Saygılarımızla..

Ahmet Tulgar 

Ali Elmacı

Alpay Erdem

Anıl Gürak

Arda Erdik 

Aslı Erdoğan

Arzu Başaran

Aylin Aslım 

Aynur Doğan

Ayşegül Devecioğlu

Baba Zula 

Badem

Bahar Kerimoğlu 

Barış Berkant

Barış Ertunç

Bartu Küçükçağlayan

Bennu Yıldırımlar

Berke Hatipoğlu 

Berke Özgümüş 

Berrak Tüzünataç

Betül Arım 

BGST Dansçıları 

Birhan Keskin 

Birol Namoğlu

Buket Uzuner

Burak Güven 

Burak Gürpınar

Burhan Kum

Burhan Şeşen 

Can Baydar

Can Öz 

Cem Dinlenmiş

Cem Mumcu

Demirhan Baylan 

Deniz Durukan 

Doğan Duru 

Doğu Yücel 

Ece Sükan

Emrah Serbes 

Emre Cingöz

Ender Özkahraman

Eray Aytimur

Erdal Erzincan

Erdem Yener 

Esin İris

Ezel Akay 

Faruk Kaya 

Feridun Düzağaç

Fırat Erez

Füsun Erbulak 

Gevende 

Gökçe Balaban

Gözde Türkkan

Güneş Duru

Gürkan Gürel 

Hakan Yel

Haluk Ünal

Hande Demircioğlu

Harun Tekin 

Haydar Ergülen

Hayko Cepkin 

Hüseyin Karabey 

İlke Hatipoğlu

İnan Ulaş Torun

Janset

Kaan Sezgin 

Karadergi

Kardeş Türküler 

Kerem Tüzün

Ketche

Komet 

Koray Candemir 

Koray Çalışkan 

Kutluğ Ataman 

Levent Candaş 

Levent Kazak

Levent Üzümcü 

Mabel Matiz 

Mahir Günşıray

Mehmet Demirdelen

Mehmet Esen 

Mehmet İlhan

Melis Danişmend 

Meltem Arıkan 

Memet Ali Alabora

Mercan Erzincan

Metin Coşkun

Murat Ertel 

Murat Garibağaoğlu

Murat Meriç 

Murat Şeker

Murat Tümer 

Mustafa Altıoklar

Nedim Zakuto

Nejat İşler

Nejat Yavaşoğulları

Ogün Sanlısoy

Onur Ünsal

Orhan Aydın

Oya Baydar

Özge Şahinler

Pınar Öğün 

Raşit Algül

Rıdvan Bağış

Rıza Kocaoğlu

Sarp Özdemiroğlu

Seda Hepsev

Selin Şekerci 

Sena Çevik Zapsu

Serkan Altuniğne 

Serkan Öz

Sevinç Erbulak 

Seyit Ali Aral 

Şebnem Bozoklu

Şebnem Ferah

Şebnem İşigüzel

Taner Öngür

Targan Türe

Tarkan Gözübüyük

Teoman

Tilbe Saran

Timur Açar

Tiyatro Boğaziçi 

Türkü Turan

Uğur Günel 

Uğur Polat

Ümit Ünal

Yaprak Zihnioğlu

Yavuz Bingöl

Yeşim Büber

Yeşim Ustaoğlu

Yıldıray Şahinler

Zilan Odabaşı


İçişleri Bakanımızın Açıklamaları

Bakan Şahin, PKK‘yı masum göstermeye çalışan, bunun gayreti içinde olan insanların terör gerçeğini bir kenara bırakarak terörle mücadele edenlerle mücadele ettiğini ifade ederek, bir terörle mücadele bir de mücadele edenle mücadele eden bir yapının bulunduğunu kaydetti. Terörü besleyen arka bahçedeki otların iyi teşhis edilmesi gerektiğini ifade eden Şahin, şöyle konuştu: 

“Bunlara karşı başka bir sistem var. Bizim sistemimiz. Onlarda kural yok. Hukukta kural, düzen, hak, iyiyi kötüden ayırt etmek, suçluyu suçsuzdan ayırt etmek var. Hatta kandırılmış, korkutulmuş, kaçırılmış ve terör örgütüne yerleştirilmiş olanlara yönelik insani bir yaklaşımla mücadele var. Bir tarafta hukuksuzluk, bir tarafta hukuk çerçevesinde yapılan bir mücadele var ancak terör örgütünün yürüttüğü çalışma sadece dağda, bayırda, şehirde, sokakta, gece arka sokaklarda haince pusu kurarak yaptığı saldırılardan ibaret değil, sadece silahlı terör değil. Bunun bir başka ayağı daha var. Psikolojik terör var, bilimsel terör var. Terörü besleyen arka bahçe var. Bir başka ifadeyle propaganda var, terör propagandası var.” 

Şahin, birilerinin saptırarak, kendine göre gerekçeler uydurarak, makulleştirerek teröre destek verdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Neyiyle veriyor, belki resim yaparak tuvale yansıtıyor. Şiir yazarak şiirine yansıtıyor, günlük makale, fıkra yazarak oralarda bir şeyler yazıp çiziyor. Hızını alamıyor terörle mücadelede görev almış askeri, polisi doğrudan çalışmasına, sanatına konu yaparak demoralize etmeye çalışıyor. Terörle mücadele edenle bir şekilde mücadele ediliyor, uğraşılıyor. Terörün arkadan dolanarak arka bahçede yürüttüğü faaliyetler ki arka bahçe İstanbul’dur, İzmir’dir, Bursa’dır, Viyana’dır, Almanya’dır, Londra’dır, her neyse, üniversitede kürsüdür, dernektir, sivil toplum kuruluşudur.
 
Çağın gereği ne kadar sivil toplum kuruluşumuz varsa o kadar demokratik bir ülkeyiz ama oraya da sızmak lazım terör açısından, sızılır, sızarsınız, sızmışlardır. Masum dernektir, bakarsınız kültür derneği, bakarsınız eğitim derneği. Şimdi dağdaki ile belki kırsaldakiyle mücadeleniz kolay bana göre ama bu arka bahçede ayrık otu ile tereler birbirine karışıyor. Hepsi yeşil renkte görünüyor. Birbirine karışıyor, kimisi zehirli, kimisi faydalı. Hangisinin faydalı, hangisinin zehirli olduğunu ancak yiyince anlıyorsunuz.”

“O psikolojik harekatın farkındayız”

Terör örgütünün arka bahçesindeki mücadelenin daha zor olduğuna dikkati çeken Şahin, bunu bir cerrah hassasiyetiyle ayırt etmek durumunda olduklarını söyledi. Sanata karşı olmadıklarını belirten Bakan Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Önce o arka tarafı ayırt etmekte neticede zorlanıyoruz. O ayırt etmekteki zorluktan yararlanarak ‘ben de maydanozum, ben de iyi otum, ben iyi iş yapıyorum’ diyor. ‘Bir şey söylüyorum, bana karışma, ben de bu bahçedeyim’ diyor. Yani demokrasinin bütün nimetlerinden yararlanarak terör her yere bir şekilde ayrık otu gibi uzanmış vaziyette. Ve bir tarafta terör yapısı bir tarafta onunla gayrihukuki, illegal yapı. Bir tarafta onunla mücadele eden sizler, hukuki yapı hukuk çerçevesinde öyle de olmaya devam edecek, şikayetimiz yok. Bir tarafta da terörün silahsız yapısı. Silahlıya destek veren yapı. Yani yardımcı kuvvetler. Yerine göre sadece şarkı söylüyor ama üç şarkının arasında bir tane de seyirciye bir şeyler söylerken arada bir güzel cümle sarfediveriyor. Ne alırsan al, ne anlarsan anla. Sanat icra ediliyor sahnede. Ne yapacaksın, sanata karşı değiliz ama işte bunları bir cerrah hassasiyetiyle ayırt etmek durumundayız, bunları hepimiz bilmek durumundayız. Terör, terörle mücadele, bir de mücadele edenle mücadele eden bir yapı var. O psikolojik harekatın farkındayız.” 

“O kadar hınç var ki devlete karşı, kendi paçavra ara sözleşmelerinde, devlet olmayan bir organizasyon. Yani Türk devletine düşmanlar, bunu anladık da kendilerinin kurmak istedikleri organizasyonda bile devleti kullanmayacak kadar devlet düşmanlığı var. Ne o zaman peki, devlet nedir, ne yapar? Devlet düzendir, devlet hukuktur, devlet hiyerarşidir, devlet mülkiyettir, devlet namustur, devlet özgürlüktür, eğitimdir, sağlıktır, devlet hayatın ta kendisidir. O halde devlet olmayan organizasyon, kim güçlü ise o anda, onun devleti. Gücü yeten yetene, kim egemense onun devleti. Birbirini yiyen insanların topluluğu. İnsan insanın kurdudur. Kim kimi yiyebilirse, kimin ağzı, dişleri kuvvetliyse, devlet o. Ve bunun peşine takılan sempatizanlar. Bir gün o gerçeği yaşasalar, bir gün değil bir saat, 10 dakika yaşasalar biliyorum ne yapacaklar ama kurtuluşu yok, şakası yok çünkü gidenlerden kurtulanların ifadeleri her şeyi ortaya koyuyor. Ben söylüyordum, şimdi itirafçılar söylüyor. Domuz etinden Zerdüştlüğe kadar, bilmem hangi ulustan, kardeşlikten, çok özür dilerim eşcinselliğe kadar, her türlü namussuzluğun, ahlaksızlığın, gayriinsani durumun olduğu bir ortam. Girişi var, çıkışı yok. Girişi korku, çıkışı ölüm. Böyle bir yapı.”

“Ne diyorlarsa tersine çevirmek lazım”

Bunların “ara sözleşme” diye yazdıkları bir metin olduğunu, orada madde numarasının da bulunduğunu ifade eden Şahin, şunları kaydetti: 

“Bir maddesinde dernekler, bir maddede siyasi partiler bu yapının parçası. Değilse kalk, açıkla başta TBMM olmak üzere. ‘Bizim için böyle yazmış birisi, nereden çıktı bu, ne alakası var’ de. Çık, ‘yırtıyorum onu’ de yiğitsen, özgürsen, özgür değilsin. Akıllarına göre, benim Kürt kardeşlerimin hepsini köle gibi görüp ‘zaten onlar otomatik üye, meclis grubu dahil siyasi yapı ayrılmaz bir parça’ olarak gören bir yapı. Ondan sonra da özgürlükten bahsedeceksin, ne özgürlüğü, kendin özgür değilsin ki. Özgürsen inkar et, eğer samimiysen. Ondan sonra da barışın dili, barış, kardeşlik, özgürlük. Hangi özgürlük? TBMM kürsüsünden daha özgür, özgürlüğün ifade edildiği bir yer mi var? Dokunulmaz bir yer. O kürsüdesin. 

Bu ülkede hiçbir vatandaş için daha öteye bir kürsü yok. Daha öteye bir meclis yok. Buna tahammül eden, buna toleranslı bakan, buna ‘özgürlük’ denen bir yapıdayız. Allah’a şükür de öyleyiz ve dünyaya da bir örneğiz. Fikrin varsa gel söyle. Kimse bir şey demiyor, demez. Bu ülkede toplumun büyük çoğunluğu fikrini söylediğinde senin peşinden gidiyorsa, senin kuralların, senin siyasetin egemen olsun. Bir taraftan bağıracaksın ‘özgürlük, barış’ diye bir taraftan bakacaksın senin peşinden gelen halk yok, onun sıkıntısını yaşayacaksın. Ama ‘ben varım’ diyeceksin, ‘ben de olmalıyım’ diyeceksin. Hem demokraside olacaksın hem antidemokratik arayış içinde olacaksın.
 
Onların zaten arka bahçelerinin, bu siyasal yapının temsilcilerinin, hatta hepsinin dilini tersten okursak çok rahat anlarız. Ne diyorlarsa tersine çevirmek lazım. Ben böyle buldum bunların niyetlerinin ne olduğunu, dünyalarının ne olduğunu. İyi dedikleri her şey kötüdür, kötü diyorlarsa iyidir. ‘Barış’ diyorlarsa orada savaş vardır. ‘Demokrasi’ diyorlarsa orada zulüm vardır. ‘İnsan’ diyorlarsa orada insana yönelik tuzak vardır. ‘Sevgi’ diyorlarsa kin ve nefret vardır. Ne diyorlarsa tersidir. Tersten okuyunca onların düzü anlaşılır.” 

Kaynak : CNNTURK

http://www.cnnturk.com/2011/turkiye/12/26/icisleri.bakanindan.yeni.teror.tarifleri/642042.0/index.html